ŞİZOFRENİ

İlk yazılarımızda psikolojik bozuklukların psikoz ve nevroz olarak iki ana kategoriye ayrıldığını belirtmiştik. Bugün psikotik bozukluklar arasında en geniş yüzdeye sahip olan ve en fazla ilgi çeken şizofreniden bahsedeceğiz. Şizofreni psikiyatrik işlev bozukluklarının  en ağırıdır ve kendini duygulanım, biliş, nesne ilişkileri, kimlik, algı, psikomotor davranış ve özellikle egonun gerçekliğe yönelik ve savunmacı işlevlerinde ortaya çıkan bozukluklarla gösterir. Bütün bu bozukluklara baktığımızda şizofreninin  insan yaşamını özellikle de kişilerarası ilişki açısından bütünüyle kapsayan bir tabloya sahip olduğunu görürüz. Gerçekten bir şizofrenin iç yaşamı dış dünyaya uyumunu zorlaştıracak ve “diğer”leri  (bütün insanlar) tarafından Devamını Oku …

PANİK BOZUKLUK

” X , 28 yaşında. Başvuru görüşmesi sırasında gergin ve depresif bir izlenim veriyor. Kendisinden her açıdan şüphe duymaya başlamış. Herşeyi düzenleme alışkanlığı varmış. X , ne yapmak istediğini bilen  ve isteklerinin çoğunu da gerçekleştirmiş olan biri. Arkadaşları onun güçlü ve kendine güveni olan biri olduğuna hep inanmışlar. Ancak ani bir panik atağından sonra, kendisine ilişkin görüşü tamamen değişmiş. Daha önce böyle bir yaşantısı (panik atak gibi) olmamış. Birgün köpeği ile yürürken, aniden korku dalgası hissetmiş. Sadece korku değil, öldürücü bir korku, onun düşünmesini durdurmuş, kalbi göğsünden çıkacakmış gibi atıyormuş. Devamını Oku …

OBSESSİF – KOMPULSİF BOZUKLUKLAR

Obsesyon ; kişinin iradesi dışında  istenmeden zihnine  gelen ve uygunsuz olarak yaşanan  ve belirgin olarak bir kaygıya ya da sıkıntıya sebep olan tekrarlayıcı ve sürekli düşünce ve dürtülerdir. Kişi genellikle bu düşünceleri bastırmaya ya da çeşitli eylemlerle etkisiz hale getirmeye çalışsa da gerilimden kurtulamaz hatta başedilmeye çalışılan düşünceler gittikçe şiddetini arttırabilir. Kompülsiyonlar ; obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken  kurallara göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı tekrarlayıcı davranışlar  ya da zihinsel eylemlerdir. Bu tekrarlayıcı davranışlar ve zihinsel eylemler genellikle  şunlardan oluşur ; sık sık el yıkama , Devamını Oku …

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Kişilik bozuklukları en iyi nevrotik bozukluklarla karşılaştırmalı olarak ele alındığında anlaşılabilir. Bildiğiniz gibi bu zamana kadar bahsettiğimiz rahatsızlıklar nevrotik bozukluklar sınıflaması altındaydı. Nevrotik bozukluklarda kişiler içinde bulundukları sorunların ya da yaşadıkları semptomların tamamen farkındadırlar ve bundan rahatsızlık duyarlar. Kişilik bozukluklarında ise kişilerde kalıplaşmış ve tamamen karaktere dönüşmüş  davranışlar söz konusudur. Yani kişinin gösterdiği davranışlar artık onun benliğinin bir parçası olmuş ve kişi için rahatsız edici bir nitelik taşımaz olmuştur. Örneğin antisosyal kişilik bozukluğu yaşayan bir kişi hiç bir pişmanlık duymadan başkalarının haklarını ihlal eder, kurallara uymaz, aniden saldırgan bir davranışta Devamını Oku …

KENDİNİ TANIMA

Etrafımızda kendini tanımadığını düşündüğümüz birçok kişi olmuştur mutlaka. Olayları abartan, yapmacık ve suni davranan, yapamayacağı işlere kalkışan, kendisinin mükemmel ve hatasız olduğuna inanan ya da kendi değerini bilmeyerek kendisini küçük gören, gücünü aşan yüklerin altına giren,  aslında çok iyi olmasına rağmen bütün kötülüklerin kendisini bulduğunu düşünen, rol yapan, yalan söyleyen… birçok insan görmüşüzdür hepimiz. Peki hiç kendi davranışlarımıza, düşüncelerimize, duygularımıza başkalarını gözlediğimiz gibi objektif ve gerçekçi bir gözle bakıyor muyuz? Biz olayları ne kadar abartıyoruz, yapmacık davranıyor ya da yapamayacağımız (yani kapasitemizi aşan) işlere kalkışıyoruz, bunu düşünmeli ve bakışlarımızı asıl Devamını Oku …

EVLİLİKTE PSİKOLOJİK YETERLİLİK

Bir kişinin kendini bir alanda kabul ettirebilmesi için yetenekli olması ve o alana dair bir eğitim alması şarttır. Aksi takdirde o kişinin yaptığı işlere şüpheyle yaklaşılır ve gösterdiği başarıya da tesadüf gözüyle bakılır. Örneğin; tıp eğitimi almamış birinin hastaları iyi ettiğine inanmamız hiç de kolay olmaz ya da oto tamircisi olmayan birine arabamızı emanet etmeyiz. Avukat olmayan biri mahkemede bir başkasını savunma hakkına sahip değildir veya öğretmenlik eğitimi almamış birinin öğretmen olması mümkün değildir. Örnekler daha çoğaltılabilir, ancak söylemek istediğimiz şey herhangi bir meslek dalında toplumsal kabul görmek için o Devamını Oku …

EVLİLİKTE DENKLİK

Hiç anlamadığınız bir kitabı okumayı sürdürmeyi,  üzerinize bol veya dar gelen bir giysiyi giymeyi ya da  odanıza sığmayacak büyüklükte eşyalar almayı düşündünüz mü? Muhtemelen cevabınız “hayır” olacaktır. Çünkü hepimiz giysi, eşya ya da kitap seçerken kendimize ve ihtiyacımıza uygun olanını seçmeye çalışırız. Bir beden küçük veya bir beden büyük bir giysiyle rahat edemeyeceğimiz için tam üzerimize uygun olan giysiyi alırız. Aynı şekilde eşyalarımızı da evimizin büyüklüğüne göre belirlemeye çalışırız, çünkü büyük bir odada küçük eşyalar göze hoş görünmez ya da küçük bir odaya büyük eşyalar sığmaz.   Dolayısıyla yaptığımız bütün alışverişlerde Devamını Oku …

EVLİLİK VE DOSTLUK

Yaşadığımız sürece bulunduğumuz her ortamda çeşitli arkadaşlık ilişkileri kurarız, okulumuzda, mahallemizde veya iş yerimizde birçok arkadaşımız olur. Ancak bu arkadaşlıkların çoğu aynı ortamda bulunduğumuz süre zarfında devam eder, okul bitince, başka bir muhite taşınınca veya iş değiştirince o arkadaşlarımızla ya hiç görüşmeyiz ya da belirli zamanlarda bir araya geliriz. Bu arkadaşlıklardan sadece az sayıda olanı devamlılık gösterir, zaman ve mekan anlamında ayrılıklar yaşansa da ilişkimize bir şey olmaz, tekrar bir araya gelindiğinde  aynı tanışıklıkla, aynı tatla devam eder ilişkimiz. Bu şekilde uzun süre devam eden ve karşılıklı olarak bir şeyler Devamını Oku …

EŞ SEÇİMİ VE KENDİNİ TANIMA

İnsanlar hayatları boyunca birçok konuda seçim yapmak zorunda kalırlar ve bu seçimler onların hayatlarını belirler. En önemsizinden en önemlisine kadar birçok alanda seçimler yaparız ; giyeceğimiz giysileri , yiyeceğimiz yemekleri, tutacağımız takımı , gideceğimiz okulu, gelecekteki işimizi , oturacağımız muhiti, evi , eşyalarımızı, arkadaşlık edeceğimiz kişileri ve en önemlisi de bir ömür boyu hayatımızı birleştireceğimiz eşimizi seçeriz. Yaptığımız her seçim, kişiliğimizin oluşumunda bir yapı taşıdır ve kişiliğimiz anlamında “biz”i yani kendimizi ve hayatımızı yani kaderimizi belirler. Ancak şunu belirtmekte yarar vardır ki,kişi kendini tanımadan kendisi hakkında doğru seçimler yapamaz.  Kendini Devamını Oku …

DUYGULANIM BOZUKLUKLARI

Duygulanım denince neşe, üzüntü, öfke, kin, nefret, korku, kaygı gibi duygusal tepkilerin yaşanması anlaşılır. Ve insanlar herhangi bir anda bu duygulanımlardan birinin içinde bulunurlar. Yani insanoğlu sürekli aynı duygudurumda kalmaz, yaşanan olaya paralel olarak duygudurumunda dalgalanmalar görülür. Duygusal bozukluklar dediğimiz durumlarda kişi, herhangi bir duygulanımı uzun süreli olarak aşırı bir şekilde yaşar ya da uygunsuz tepkilerde bulunur. Uygunsuz tepkilerden kasıt  ortada belirgin bir neden  yokken kişinin  ağır ve uzun süreli bir üzüntüye veya coşkulu bir duruma girmesidir. Ya da varolan durumun tersi bir duygulanım göstermesidir. Bu bozukluk kapsamında yaşanan iki Devamını Oku …